Kur’an’da Tezekkür Kavramı

Tezekkür bilgi edinmeye dayalı bir ifade ve zikir kelimesiyle aynı kökten geliyor, yani zikir kelimesinin farklı bir formu (Bknz. Kur’an’da Zikir Kavramı).

Zikir Kur’an-ı Kerim’de hem ilahi kitapların bir vasfı olarak (Nahl suresi 4344 Burada Ehli Kitap yerine Ehli Zikir deniyor) hem de öncesi olan, hafızaya alınmış, bilinen bir bilgi olarak karşımıza çıkıyor. Örneğin Kehf suresinin 63. ayetinde ezkureh kelimesiyle zikri unutturan şeytandan bahsediliyor. Zikrin zıttının da unutmak olduğunu ayetten anlıyoruz.

Günlük hayatta çokca yaşadığımız, “İyi ki hatırlattın, unutmuştum” gibi diyaloglar ya da evden alelacele çıkınca unuttuğumuz bir bilgi, aslında varolan bir bilgiyle bağlantının kesilmesine örnektir. Bu yüzden Rabbimizin ilahi kitapları zikir olarak nitelendirmesi oldukça anlamlıdır. Bu zikirlerin koruyucusunun da kendisi olduğunu Hicr suresinin 9. ayetinde görüyoruz.

Enbiya suresinin 10. ayetinde Ehli kitaba yönelik olarak Kur’an’ın içerisinde zikir olduğu belirtiliyor ve teakkul etmeyecek misiniz diye soruluyor (Bknz. Kur’an’da Teakkul Kavramı). Kasas suresinin 51. ayetinde de sözlerin (insanlık tarihi boyunca yollanan vahiy silsilesi) ardı ardına yollandığı ve tezekkür etmelerinin umulduğu söyleniyor. Ayetin devamında kendilerine daha önce kitap verilenlerin bu vahye de inandıklarını görüyoruz.

Zikir aynı zamanda Kur’an’ı anlama metoduyla da alakalı olarak temel ayet denilebilecek Al-i İmran suresinin 7. ayetinde de önemli bir rol teşkil eden bir kavram (Bknz. Kur’an’ı Anlama Yöntemi). İlahi kitapların hepsinin zikir olması ulul elbab’da (sağlam duruşlu olanlar) bir etkiye sahip oluyor ve kitaplar arasında irtibat kurabiliyorlar.

Yine Enbiya suresinin 50. ayetinde zikir ve inkarın bir arada kullanıldığını görüyoruz. Bilindiği için kabul edilmediği takdirde sadece inkar edilebilir.

Gaşiye suresinin 21. ayetinde belirtildiği gibi nebiler de müzekkirdirler (hatırlatıcı). Halka tebliğ edilen vahiy insanların hafızalarında var olan ancak unuttukları ya da çeşitli sebeplerden dolayı işleme sokmadıkları bilgidir. İnsan suresinin ilk ayetinde insan için mezkur dendiğini görüyoruz. Burada da zikrin kullanımda olmayan bilgi için kullanılabileceğini görüyoruz.

Hicr suresinin 6. ayetinde Mekkelilerin “Ey kendisine Zikir (Kitap) indirilen kişi” diyerek Nebimize hitap ettiklerini görüyoruz. İndirilen zikrin ne olduğunu iyi bildiklerini, sadece indirilen kişiyle bir problemleri olduğu belli oluyor ayette.

Araf suresinin 2. ve 3. ayetlerinde Kur’an’ın indiriliş sebebi olarak müminlere zikir olması (Ayrıca bknz. Taha 3) dendikten sonra ne kadar az tezekkür ediyorsunuz deniyor.

Tedebbür, Tefekkür, Tefakkuh, Teakkul kavramlarıyla bağlantılı olan Tezekkür için bilgiyi kullanıma sokma aşaması denebilir. Sad suresinin 29. ayetinde tedebbür ve tezekkürün kullanımını görebiliriz. Ayette kitabın inzalinden (Bkz. Kur’an’da İnzal Kavramı) ve mübarek (bereketli, kendisinden üretim yapılabilen) oluşundan ve ayetlerin tedebbür edilmesinden bahsediliyor. Ayetler arasındaki bağlantılar görülerek kitabın arkasında Allah olduğu görülür. Böylece ulul elbab (sağlam duruşlu) olanlar onu tezekkür edebilir yani ondan bilgi edinebilir. (Ulul elbab’ı tanımlayan ayetler için bknz. Zümer 18, Rad 1922, Bakara 269)

Araf suresinin 57. ayetinde Rabbimiz yarattığı ayetlerden örnekler verdikten sonra tezekkür edilmesinden bahsediyor.  Ayette rüzgar, yağmur, ölü toprağın canlanması gibi her insanın sürekli görebileceği doğa olaylarından bahsederek ölülerin diriltilmesi anlatılıyor.

Enam suresinin 152. ayetinde yetimlerin malı, ticaret ahlakı, adalet gibi konulardaki emirler bildirildikten sonra tezekkür etmekden bahsediliyor. Nahl suresinin 13. ayetinden tezekkür edilen şeyin indirilen ya da yaratılan ayet (belge) olması gerektiğini biliyoruz. Hatasız bir tezekkür için Allah’ın ayetleri gereklidir. Enam suresindeki ayette de işleme sokulması gereken bilgi ayetlerdir. 151. ayette belirtilen emirlerle birlikte ele alırsak bu emirleri her insan fıtraten bilir.

Tezekkür etmemenin neye sebep olacağını Fatır suresinin 37. ayetinde görüyoruz: Cehennemde bağrışanlara yönelik olarak “Tezekkür edecek kişinin tezekkür edebileceği kadar bir süre size yaşatmadık mı?” deniyor. Herkesin yapabileceği ve herkesin nasıl yapacağını bildiği bir işlem olan tezekkürün yapılmamasının sonuçları insan için feci olacaktır. Öğretmeni tarafından bir formül öğretilen öğrenci, sınavda bu bilgiyi işleme sokmazsa sınavı geçemez. Taha suresinin 44. ayetinde de Firavun’un tezekkür etmesinden bahsediliyor. Firavun’un bile tezekkür edecek yani Allah’ın ilettiği bilgiyi işleme sokacak kapasitede olduğunu görüyoruz.

Erdem Uygan ve Dr. Fatih Orum’un beraber sundukları 09.04.2018 tarihli KÖK (Kur’an’ın Öğrettiği Kavramlar) programından derlenmiştir. Programı buradan seyredebilirsiniz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s