Kur’an’da Ölüm Anı

Kuran'da Ölüm Anı-ölmek-can çıkması

İnsanlar doğar ve ölür:

Allah sizi yarattı, sonra sizi vefat ettirecektir, sizden kimi de ömrün en rezil çağına (bilgisizliğe) geri çevrilir. Öyle ki bilgi sahibi olmasından sonra (çocuk gibi), bir şey bilemez hale gelir. Şüphe yok, Allah her şeyi bilendir, güçlüdür. (Nahl 70)

Bir canlının ölüm anı geldiği zaman, canını melekler alır. Halk arasında ölüm meleği olarak bilinen Azrail’in adı ise Kur’an’da geçmez.

De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği (Melekul Mevtillezî) canınızı alacak, sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” (Secde 11)

Yine halk arasındaki yanlış görüşlere göre, insan son nefesini verirken iman ederek cennete girebilir. Halbuki Firavun örneğine ve Allah’ın Kur’an’daki tarifine göre bu mümkün değildir:

… Nihayet boğulma tehlikesiyle burun buruna gelince Firavun, “Gerçekten İsrâiloğulları’nın inandığından başka tanrı olmadığına inandım, ben de Müslümanlardanım” dedi. Allah şöyle buyurdu: “Şimdi mi? Oysa daha önce isyan etmiş, bozgunculardan olmuştun.” (Yunus 9091)

İnsan ölürken can boğaza gelir ve ayakları birbirine dolaşır:

Hayır! Kesinlikle düşündükleri gibi değil. Can boğaza gelip dayandığı zaman “Kurtaracak olan kimdir?” denir. Öleceğini anlar ve ayakları bir birine dolaşır. O gün sevk, yalnızca Rabbinedir. (Kıyamet 2630 Ayrıca bkz. Vakıa 83)

Muttakilerin canının alınması, kafirlerin/zalimlerin canının alınmasından elbette daha kolaydır:

Melekler güzellikle (takva sahiplerinin) canlarını aldıklarında, “Selam (esenlik) size” derler. “Yaptıklarınıza karşılık olmak üzere cennete girin.” (Nahl 32 Ayrıca bkz. Vakıa 8891)

Kafirler ise ölüm anında tekrar dünyaya geri dönmek ister. Bu istek reddedilince “biz kötülük yapmıyorduk” diye bocalamaya başlarlar. Melekler ise onların canlarını alırken yüzlerine ve arkalarına vururlar:

Görseydin o inkâr edenleri. Melekler onların canlarını alırken yüzlerine ve arkalarına vuruyorlar ve “Haydi yakıcı azabı tadın!” diyorlardı. (Enfal 50 Ayrıca bkz. Müminun 99, Nahl 28, Enam 93)

Kur’an ölümü uykuya benzetir ve insanların canları öldükten sonra Allah katında bulunur:

Allah, canları, ölümleri sırasında alır; ölmeyenleri de uykuları sırasında… Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen belli bir süreye kadar salıverir. Bunda düşünen bir toplum için dersler vardır. (Zümer 42)

Öldükten sonra, tekrar başka bir bedende yaşama geri dönme yani reenkarnasyon ise Kur’an’a göre mümkün değildir:

Orada, ilk ölümün dışında, başka bir ölüm tatmazlar. Allah onları cehennem azabından korumuştur. (Duhan 56)

Yine halk arasındaki yanlış bir inanışa göre ölünün arkasından Kur’an okumak ölüye fayda sağlar. Halbuki Kur’an diriler içindir ve ölüler işitemezler:

Diri olanlarla ölüler de bir değildir. Gerçekten Allah, dilediğine işittirir; sen ise kabirlerde olanlara işittirecek değilsin. (Fatır 22 Ayrıca Yasin 70, Neml 80)

Sadece halk arasında değil, Kur’an’ı anlamakta zorlanan kişilerin de iddia ettiği gibi kabir azabı gibi bir cezalandırma Kur’an’da yer almaz. Ölülerin ruhlarının Berzah denilen bu alemde tutulması Müminin suresinin 100. ayetine dayandırılır. Kelime olarak engel manası taşıyan berzah, Furkan 53 ve Rahman 20 ayetlerinde de geçer. Bu ayetlerde iki deniz arasındaki engel-perde anlamında kullanılır. Müminun suresinde de dünyaya geri dönmeye bir engelden bahsediliyor. Zaten bir önceki ayet olan 99. ayetde kafirlerin ölüm anında dünyaya geri dönme arzusunu dile getirdiğini ve bunun için bir engel olduğunu görüyoruz.

Kabir azabı için delil olarak getirilen diğer iki ayet Mümin suresinin 46. ve Secde suresinin 21. ayetleridir. Halbuki iki ayetde de dünyadaki sıkıntılardan bahsedilmektedir. Azap gören bir can kıyamet günü yeniden diriltildiğinde şöyle niye desin?:

“Eyvah! Bizi yattığımız yerden kim kaldırdı?” diyecek (ve cevabı kendileri verecek)ler: “Rahman’ın vaad ettiği bu olsa gerek; demek ki gönderilen elçiler doğru söylemişler!” (Yasin 52)

Her namazda okuduğumuz Fatiha suresinin 4. ayetinde Allah’ın din (hesap) gününün sahibi olduğunu ve resullerin dahi sorguya çekileceğini biliyoruz (Araf 6). Hesap mahşerde olacaksa, kabirde azap niye söz konusu olsun. Rivayetlerde de bu konuda bir çelişki olduğu muhakkakdır. Yahudi bir kadının Hz. Ayşe’ye gelip kabir azabını anlatmasıyla böyle bir terimi kavmine açıklamaya başlayan bir Resul Muhammed düşünülebilir mi?

Cansu Canan Özgen’in sunduğu ve Mehmet Okuyan’ın konuk olduğu Öteki Gündem programından derlenmiştir. Programı buradan seyredebilirsiniz.