İsa A.S.’ın Tevrat’taki yeri

İsrailoğullarına gönderilen tüm peygamberlere verilen ilahi kitaplar Tevrat diye bildiğimiz kitapta toplanmıştır. (Detay için: Bir müslümanın Tevrat’a/İncil’e bakış açısı nasıl olmalıdır?) Rabbimizin İsa Nebi’ye hem Tevrat’ı hem de İncil’i öğrettiğini görüyoruz:

“Allah ona Kitab ve Hikmeti, Tevrat’ı ve İncil’i öğretecektir.” (Al-i İmran 48)

İsa A.S.’da yahudilere yollanan bir Nebi (Al-i İmran 49) olmasına rağmen kendisine İncil isminde ayrı bir kitap verilerek diğer yahudi Nebilerinden ayrılmıştır. Bunun sebebi İncil’in Tevrat’taki bir takım hükümlerde değişiklik yapması ve müjde vermesidir (Bknz. Nesih). Allah Musa A.S. ile kapsamlı, hüküm içeren kitapları indirdikten sonra, diğer Nebilerle daha çok genel anlamda mesajlar ve kıssalar içeren kitaplar indirmiştir. Örneğin Davut A.S.’a inen kitapta şirk, ibadet vb. konular belirtilmiştir. İsa’yı Musa’dan sonra gelen Nebilerden ayıran özelliklerini Kur’an’dan görelim:

Muhammed A.S.’ı müjdelemesi

“Meryem oğlu İsa da şöyle demişti: “Ey İsrailoğulları! Ben, Allah’ın elçisiyim; size, önümde bulunan Tevrat’tan olanı onaylamak ve benden sonra gelecek ve ayırıcı özelliği Ahmed (işini daha iyi yapan demektir) olan elçiyi müjdelemek için geldim.” İsa onlara açık belgelerle gelince: “Bu, açık bir büyüdür” demişlerdi.” (Saff 61)

Tasdik ve Nesih

““Önümdeki Tevrat’ı tasdik etmek ve size haram kılınmış bazı şeyleri helâl kılmak için geldim. Size, Rabbinizin belgesi ile geldim. Artık Allah’tan çekinin de bana gönülden uyun.” (Al-i İmran 50)

İsrailoğullarına haram edilenleri Enam suresinin 146. ayetinde, Tevrat’ta ise Levililer kitabının 11. Babında görebiliyoruz. Verilen bu haramlar İsrailoğullarına ceza olarak verildiği için İsa’nın haram kılınanları helal kılmak için gelmesi, İsrailoğullarının affedildiğini gösteriyor. İncil’in 1. Yuhanna Bab 2 7. pasajında İsa’nın Tevrat’tan hükümleri tebliğ ettiğini gördüğümüz için, İncil’in Tevrat’ın hükmünü tamamen kaldırmadığını da belirtmeliyiz. Örneğin İsa Matta 21. Bab 13. pasajda tapınağı pazar yeri haline getiren kişilere “‘evime dua evi denecek’ diye yazılmıştır” diyor. Tevrat’ta bunun yazıldığı yer ise Yeşaya kitabının 56. babının 7. pasajıdır. Yine Matta kitabının 5. Bab 17. pasajında İsa ““Kutsal Yasa’yı ya da peygamberlerin sözlerini geçersiz kılmak için geldiğimi sanmayın. Ben geçersiz kılmaya değil, tamamlamaya geldim.”” diyerek Tevrat’ın hükmünü kaldırmaya değil tasdik etmeye (Bknz. Tasdik) geldiğinin altını çiziyor.

Sonra onların izinden Meryem oğlu İsa’yı, önündeki Tevrat’ı tasdik etsin diye gönderdik. Ona da içinde bir rehber ve nur olan İncil’i, önündeki Tevratı tasdik etsin, çekinerek korunanlar için bir rehber ve doğru bilgi (öğüt) olsun diye verdik. (Maide 46)

Maide suresinin bu ayetinden sadece İncil’in değil İsa A.S.’ın kendisinin de varlığıyla/bedeniyle Tevrat’ı tasdik ettiğini görüyoruz. Bu, İsa’nın bir takım kişisel özellikleri sayesinde O’nun Nebi olduğunun anlaşıldığını gösteriyor. Böylece İncil’i okumadan sadece İsa’yı görenler de onun Tevrat’ta belirtilen Nebi olduğunu anlayabilir. Konuyla ilgili en belirgin Tevrat ayeti şöyledir:

Bundan ötürü Rab’bin kendisi size bir belirti verecek: İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacak. (Yeşaya 7 14)

Ayette kız diye çevrilen ibranice kelime olan עלמה ‘a Google’ın translate servisi üzerinden baktığımızda ingilizce karşılığı olarak Maiden (bakire) kelimesi veriliyor. Tıpkı oğlu İsa gibi Meryem A.S. da Tahrim suresinin 12. ayetinde gördüğümüz gibi böylelikle Tevrat’ı tasdik ediyor (Ayrıca bknz. Enbiya 91, Müminun 50).

Bütün bunlar, Rab’bin peygamber aracılığıyla bildirdiği şu söz yerine gelsin diye oldu: “İşte, kız gebe kalıp bir oğul doğuracak; adını İmmanuel koyacaklar.” İmmanuel, Tanrı bizimle demektir. (Matta 1 2223)

Matta’daki bu ayette İncil’in Tevrat’ı tasdik ettiğini ve İmmanuel’in Tanrı bizimle demek olduğunu görüyoruz. İsa İsrailoğullarına tebliğde bulunduğu zaman yahudiler Romalılar’ın baskısı altında zulüm görüyorlardı. Ezra A.S.’dan bu yana da Nebi gelmemişti. İnananların “Allah bizi unuttu” dediği sıralarda böylece Rab onlara az önce Yeşaya 7 14’de görüldüğü üzere bir belirti veriyordu ve İmmanuel vasfıyla İsa gelmiş oluyordu. İncil’in Tevrat’ı tasdikine örnek olarak Matta 8. Bab 16. Pasaj, yine Matta 4. Bab 1217. pasaj da gösterilebilir.

“İnsanlardan övgü kabul etmiyorum. Ama ben sizi bilirim, içinizde Tanrı sevgisi yoktur. Ben Babam’ın adına geldim, ama beni kabul etmiyorsunuz. Oysa başka birisi kendi adına gelirse, onu kabul edeceksiniz. Birbirinizden övgüler kabul ediyor, ama tek olan Tanrı’nın övgüsünü kazanmaya çalışmıyorsunuz. Bu durumda nasıl iman edebilirsiniz? Baba’nın önünde sizi suçlayacağımı sanmayın. Sizi suçlayan, umut bağladığınız Musa’dır. Musa’ya iman etmiş olsaydınız, bana da iman ederdiniz. Çünkü o benim hakkımda yazmıştır. Ama onun yazılarına iman etmezseniz, benim sözlerime nasıl iman edeceksiniz?” (Yuhanna 5. Bab 4147)

İsa A.S. bu pasajlarda İsrailoğullarının imanını sorgulayıp “Musa’ya iman etmiş olsaydınız, bana da iman ederdiniz” diyerek tasdik konusunun önemine işaret ediyor. Yahudiler İncil’in ve İsa’nın Tevrat’ı tasdik ettiğini inkar etmiş, hristiyanlar da kendi başlarına gelenden ders almayıp Kur’an’ı ve Muhammed A.S.’ı görmezden gelmişlerdir. Böylece üzerlerindeki büyük sorumluluğu, gelecek olan Nebi’ye iman etme zorunluluğunu (Al-i İmran 81), hem yahudiler hem de hristiyanlar yerine getirememiştir. Müslümanlar ise Kur’an’dan önceki kitapların tahrif edildiğini iddia ederek Ehli Kitap’la uzlaşmalı bir ilişkiye girememiştir (Ankebut 46).

Erdem Uygan ve Vedat Yılmaz’ın hazırlayıp sunduğu Kitap Ve Tasdik programlarından derlenmiştir. Programları buraya tıklayarak seyredebilirsiniz.

Mevlid Kandili vs. Noel vs. Yılbaşı

noel-ve-yc4b1lbac59fc4b1-farkc4b1

Geleneksel olarak aralık ayı girer girmez, bazı müslümanlar Noel karşıtı paylaşımlara başlarlar sosyal medyada. “Müslüman noel kutlamaz” diye başkalarına akıl vermeye çalışan müslümanlar ne yazık ki sapla samanı karıştırıyor.

Türkiye’de yaşayan insanların çoğu Noel ve Yılbaşı kutlamalarının aynı olduğunu sanıyor. Yani Allah’ın “zanna göre hareket etmeyin” (Enam 116, Necm 28) ve “bilmediğin şeyin ardına düşme” (İsra 36)  emirlerini çiğniyor. Noel 24 aralık akşamından başlayarak 26 aralıka kadar sürer ve 25 aralıkda Hz. İsa’nın doğum günü kutlanır. Türkiye’de yılbaşı günleri evi süsleyen çam ağacı Hristiyan aleminde 24 -26 aralık arası dikilir.

Son nebi olan Muhammed A.S.’ın doğum günlerini Mevlid kandili adı altında kutluyor müslümanlar. Hz. İsa’da Kur’an’da sıkça adı geçen ve övülen bir resul ve bizim İbrahim, Musa, İsa gibi resullere ve onlara indirilene itaat (Bakara 136), bu elçilerin arasında ayrım yapmama emrimiz varken (Bakara 285) İsa A.S. için bir nevi mevlid kandili kutlayan hristiyanlara söz söyleyebilir miyiz? Hele ki Kur’an’da mevlid kandili ile ilgili hiç bir bilgi ve telkin yokken ve hicri 3. yüzyılda kutlanmaya başlamışken.

Noel ve yılbaşının aynı olmadığını anladığımıza göre ve Türkiye’de Noel değil yılbaşı kutlandığına göre, bir de o konuya bakmakda yarar var.

Yılbaşı kutlamalarının herhangi bir semavi dinle uzakdan ya da yakından hiç bir alakası yoktur. 31 aralıkı 1 ocaka bağlayan gece yapılan dini bir ayin, tören de yoktur zaten. O gece içki içen de, zina eden de günaha girmiş olur. Bunu başka gün yapınca günahı az ya da çok değil yine aynı şekilde olacakır. Süs olsun diye evine çam ağacı diken, çekirdek çıtlayıp, TV izleyen kişi en fazla boş işlerle uğraştığı için (Müminun 3) ve bilmediği şeyin ardına düştüğü için günaha girer (İsra 36). Yılbaşı günü çekirdek satışı yapmayacağını sosyal medya üzerinden dünyaya duyuranlar ise, insanlara Allah’ın verdiği nimeti haram kılarak büyük bir günaha girdiğinin farkına bile varmıyor ne yazık ki (Yunus 59, Nahl 116). Ayrıca yılbaşı, doğum günü, sevgililer günü kutlamaları gibi kutlamalar, yanlış olsa bile, bunu haram veya günah olarak nitelemek asıl büyük haramdır.

Allah’a karşı yalan uydurmak için dillerinizin süslediği yalanla “Bu helaldir, bu haramdır” demeyin. Bu yalanı Allah’a atfetmeyin. Yalanlarını Allah’a atfedenler umduklarına kavuşamazlar. (Nahl 116)

Bir müslüman hüküm koyucunun sadece Allah olduğunu bilmelidir (Enam 114). Herhangi bir uygulamayı, hakkında ayet yoksa, haram ilan etmek, bunda vebal var, caiz değil demek, Allah’ın hükmüne karışmak olur.

Firavun’a bile tatlı dil ile konuşulmasını isteyen rabbimiz (Taha 44), kötülük yapan ya da günah işleyen birisine karşı saldırgan bir tavır sergilememizi isteyebilir mi? Ayrıca herkes kendi işlediğinden sorumludur (Enam 164) ve bizim hiç kimseyi dinde zorlama hakkımız yoktur (Bakara 256). Hal böyleyken kırıcı bir üslupla, saldırgan bir tavırla ve etkileyici “Facebook animasyonlarıyla” insanlara karışmak yerine önce kendi evimizin önünü süpürsek, Hucurat ve diğer surelerdeki insan ilişkileriyle ilgili emirleri yerine getirsek (Bkz. Kur’an’da İnsan İlişkileri), yılbaşı gecesi sokaklara çıksak, muhtaç, barınaksız insanlara yardım etsek daha güzel olmaz mı?

Son bir söz de hem kendilerini dinin sahibi sanan müslümanlara ve kendilerine müslümanım deyip yılbaşında çam ağacı dikip, piyango oynayan, içki içen, zina eden ve Ramazan’da içki içmeyen kardeşlerime; şu ayeti düşünmelerini isterim:

“Şu da bir gerçek ki; bizim huzurumuza çıkmaya yüzü olmayanlar ve dünya hayatıyla yetinip onunla kendilerini tatmin edenler, üstelik (bir de) hakikate yapılmış (söz konusu) atıfları fark edemeyenler var” (Yunus suresi 7)

Meryem A.S. nasıl hamile kaldı?

meryem

Allah’ın yarattığı ve indirdiği ayetler, Allah katından geldiği için birbirleriyle uyumludur.

“Biz onlara âyetlerimizi, hem çevrelerinde hem de kendi içlerinde göstereceğiz; sonunda onun gerçek olduğu onlar açısından iyice anlaşılacaktır.” (Fussilet 53)

İndirilen ayetlerde yaratılan güneş, ay, yıldız, denizler, dağlar gibi ayetlerden de bahsedilir. İkisi arasındaki uyum indirilen ayetlerin Allah’tan geldiğine bir delildir (Bkz. Kur’an ve Olağanüstülükleri).

Ateistlerin bir dine tabi olmayı reddetmelerinin sebeplerinden biri olan, müslümanların ise bilimle haşır neşir olmamasından dolayı açıklayamadıkları ve sadece Allah’tandır deyip kabul ettikleri meselelerden biri de Meryem A.S.’ın hamile kalmasıdır.

“İmran’ın kızı Meryem’i de (örnek göstermiştir): O (Meryem) ki iffetini korumuş, buna karşılık Biz de onun (rahminde)kine ruhumuzdan üflemiştik; o da Rabbinin kelimelerini ve O’nun kitaplarını gönülden tasdik etmişti: zira o, Allah’ın iradesini gerçekleştirmek için el pençe divan duranlardan biriydi.” (Tahrim 12)

Bu ayette Meryem A.S.’dan bahsederken (fe nefahnâ fîhi) eril zamir kullanılmış olması müfessirleri oldukça sıkıntıya sokmuştur. Merhum Elmalı’lı bundan 70 yıl önce  Meryem’e ruh üfleme sırasında işaret eden zamirden dolayı onun hem dişi hem de erkek özellikleri olduğunu vurgulamıştır. Erdem Uygan ise bu ayetlerin metnindeki zamirlerin İsa’nın doğumunu açıklamakta gösterilmesinin problemli olduğunu belirtmektedir (Bknz. Meryem Valimedemiz Hermafrodit olabilir mi?). Mustafa Öztürk ise bunu Partenogenez‘le (döllenmesiz üreme) açıklamıştır. Fakat Partenogenez’de doğan yavrular dişi olduğundan bu Meryem A.S.’da mümkün değildir.

Dr. Zeki Bayraktar ise Elmalılı’nın tefsirindeki temel düşünceyi alıp, biyolojik olarak geliştirerek konuyu bilimsel olarak açıklamıştır:

Kur’an’a göre;

1- Meryem İmran’ın kızıdır (Tahrim 12)
2- Harun’un kızkardeşidir (Meryem 28)
3- İsa’nın annesidir (Müminun 50)
4- Annesi Meryem için “ben onu kız doğurdum” demiştir (Al-i İmran 36)

Bu ayetler ışığında Meryem A.S.’ın dış görünüş itibariyle cinsiyeti konusunda bir sorun olmadığı anlaşılıyor. Fakat Rabbimiz Meryem A.S.’a bazı özellikler verdiğini belirtiyor:

1- Diğer kadınlara tercih edildi (Al-i İmran 42)
2- Allah onu bir bitki gibi bitirdi (Al-i İmran 37)
3- Herhangi bir beşer dokunmadığı halde kendi kendine gebe kaldı ve İsa A.S.’ı doğurdu (Meryem 2027)

Bir beşerle temas etmeden kendi kendine gebe kalmaya oto fertilizasyon denir. Gebelik için normalde bir sperm ve bir ovum gerekmektedir. Eğer Hz. Meryem’in genital yapısında hem sperm hem de ovum (zaten dişi olduğu için var) üreten dokular varsa, fertilizasyon mümkündür. Az önce bahsedilen Tahrim suresinin 12. ayetinde eril zamir kullanılması, Meryem A.S.’da hem eril hem de dişil hücreler olmasına işarettir. Bu tıp literatüründe dişi hermafroditizm denilen durumdur. Hermafrodit vakalar daha ziyade dişilerde görülmekte olup, erkeklerde çok az rastlanır bir durumdur. Bu asla çift cinsiyetlilik değildir.

İnsanda normal olarak biri sağda, birisi solda olmak üzere iki adet yumurtalık bulunur. Erkekte olanlara ‘testis’, dişide olanlara ‘over’ denir. Bazı bireylerde iki over veya testis yerine birer over veya testis bulunabilir. Bireyde hem over ve hem testis bulunuyorsa, bunlara “Hermafrodit” denir. Yani genital yapısında hem erkek ve hem dişi yumurtalık bulunması. Bu bayanlarda kadın anatomisi, fizyolojisi vardır, kromozom yapısıda kadındır. Sadece ilaveten eril bir dokuları vardır ve normal şekilde gebe kalıp doğurabilirler.

Son 40 yılda 27 hermafrodit vaka gebe kalmış, bunlardan 20 tanesi, sağlıklı bebek dünyaya getirmiştir. İlginç olan, konuyla bağlamı açısından, bu bebeklerin tamamının erkek olmasıdır. Hermafrodit dişilerde gebelik ürünü dişiyse ana rahminde yaşayamıyor. Bilinen hermafrodit vakalarda şimdiye kadarki gebeliklerde Meryem A.S.’a benzer bir vaka görülmediği de belirtilmeli, yani bebekler babasız değildir. Fakat bu tür hermafrodit dişilerde bu teoride mümkün gözüksede şu ana kadar bilinen bir vaka yoktur. 1990 yılında Hollanda’’da yapılan bir araştırmada; 250 civarında hermafrodit tavşan bağımsız odalara alınarak, yıl boyu izlenmiştir. Bunlardan 7 tanesi, kendi kendine gebe kalmıştır. İnsan da tavşanlar gibi memeliler gurubundandır. Dolayısıyla dişi hermafroditlerde, kendi kendine döllenme tıbben mümkündür.

Belki Hz. Meryem dünyadaki bu tür tek vakadır. Bu durumda Hz. İsa tüm kromozomlarını (46 XY)  annesinden aldığına göre; Hz. Meryem’in hem X hem Y kromozomu taşıyan bir hermafrodit olması yani Meryemin kromozom yapısının 46 XX / YY şeklinde olması gerekir. Eğer bu böyleyse Tahrim suresindeki eril zamir tam yerine oturuyor ve bu Kur’an’ın bir mucizesidir.

Bir diğer dikkat çeken ayet olan Al-i İmran suresinin 37. ayetindeki Allah’ın Meryem’i bir bitki gibi bitirmesi de tam yerine oturuyor. Yapılan araştırmalarda özellikle tarla bitkilerinin (kabak, mısır ve diğerleri), dış etken olmadan döllendikleri ortaya çıkmıştır. Yani bu bitkiler aynı dişi hermafroditlerde olduğu gibi, kendi kendini döllemektedir.

Allah böylece indirdiği ayetlerle yarattığı ayeti açıklayıp, Fussilet suresinin 53. ayetinde belirtildiği üzere ayetlerini bize göstermiş oluyor. Allah Kur’an’ın bir çok ayetinde yarattığı ayetlere dikkat çekiyorsa, bizim yapmamız gereken bu ayetleri gözlemleyerek, indirdikleriyle karşılaştırmak ve böylece her şeyin Allah tarafından yaratıldığı inancıyla birlikte imanımızı desteklemektir:

“Kesin olarak inananlar için, yeryüzünde âyetler vardır. Kendi iç âleminizde de âyetler vardır. Gözlem yapmıyor musunuz?” (Zariyat 2021)

“Hiç bakmazlar mı, bulut nasıl yaratılmış? Gök nasıl yükseltilmiş? Dağlar nasıl dikilmiş? Yer nasıl döşenmiş?” (Gaşiye 1720)

Meryem A.S.’ın gebe kalmasıyla ilgili görüşler, Erdem Uygan’ın hazırlayıp sunduğu, Doç. Dr. Zeki Bayraktar’ın konuk olduğu “Kur’an’a Tarihselci Bakışın Çelişkileri” isimli programdan derlenmiştir. Programı buradan seyredebilirsiniz.