Zülkarneyn ve Ye’cüc – Me’cüc

suleymaniye_vakfi_yayinlari_kuran-perspektifinden-zulkarneny-jpg-JFX

Kur’an’ın Tevrat, İncil ve diğer vahiyleri tasdik ettiğini biliyoruz (Bknz. Kur’an’da Tasdik Kavramı).

“Kendinde olan âyetlerle öncekileri tasdik eden ve koruma altına alan bu kitabı, sana hak olarak indirdik….” (Maide 48)

“Ey Kutsal Kitab’ın bağlıları! Kitabın gizlediğiniz birçok bölümünü size açıklayan ve birçoğunu açıklamadan geçiveren elçimiz size geldi! Gerçekten size Allah’tan bir ışık ve apaçık bir kitap geldi.” (Maide 15)

Kur’an’da ve Tevrat’da yer alan fakat Kur’an’da kısa ve öz biçimde yer alan kıssaların detaylı anlatımı Tevrat’dadır. Kısa ve öz biçimde anlatılan bazı Kur’an kıssalarının Tevrat’ı tasdik ettiğini ve mufassal açıklamasının da Tevrat’da olduğunu gösteren kıssalara örnek olarak Bakara suresinin  246248. ayetlerinde anlatılan Ahit Sandığı kıssası verilebilir. (Ayrıca Bknz. Bir müslümanın Tevrat’a/İncil’e bakış açısı nasıl olmalıdır?)

Zülkarneyn

“Kehf suresinde anlatılan, üç ayrı yerde ismi açıkça zikredilen Zülkarneyn; surenin 83 ile 98. ayetleri arasında konu edinilmiştir. Kur’an’daki, Zülkarneyn kıssasına dair bu ayetler; ….Zülkarneyn’in şahsı, yaşadığı dönemi ve yeri hakkında herhangi bir açıklamada bulunmuyor. Dolayısıyla; ….Kur’an, anılan şahsiyetin ne adını, ne de vatanını zikretmiştir. Kur’an’da yer alan Zülkarneyn kıssasıyla ilgili ifadeler oldukça veciz (kısa ve öz) ve müphemdir (belirsizdir). Bu durum kıssayla ilgili tarihi bir çerçeve belirlemeyi güçleştirmektedir.” (Cengiz Duman – Kur’an Perspektifinden Zülkarneyn ve Ye’cüc – Me’cüc – Sayfa 19)

Zülkarneyn’i kim soruyor?

Zülkarneyn hakkındaki ayetlerin ilkinde, Muhammed A.S.’a Zülkarneyn’in sorulduğu görülüyor (Sana Zülkarneyn’i soruyorlar). Mekki sureler olan Şuara (196197), Taha (133), Yunus 94 gibi surelerde Yahudi ve Hristiyanlarla alakalı ayetler olması, Mekke’de küçümsenmeyecek derecede bir Ehli Kitap grubunun olduğunu gösterir. Bu yüzden soruyu soranların Ehli Kitap’dan olması oldukça mantıklıdır.

Dikkat çeken başka bir nokta da “.. kıssa içerisinde Zülkarneyn’le ilgili soru yöneltenlere ait itirazlar kayda geçirilmediği gibi, .. Zülkarneyn kıssası bir daha başka süre içerisinde tekrar edilmemiştir. Bu durum Zülkarneyn kıssasınında soranların bilgilerinin ve Kur’an ayetlerinin verdiği bilgilerin uyumlu olduğunu göstermektedir” (Sayfa 95) Halbuki aynı suredeki Mağara ashabı kıssasında resul ile tartışmaya gitmişlerdir.

“…Mekke veya Medine veya her iki toplumun kültürel veya dini arka planında Zülkarneyn hakkında bilgiler mevcut olması gerekmektedir. Aksi halde resule, bu hususta soru yöneltilemezdi. Buna istinaden resule yöneltilen sorunun bilgi kaynağının da illaki, Tevrat kaynaklı bir bilgi olması kabulü de kaçınılmaz bir gerçeklik olarak ortadadır. Dolayısıyla Zülkarneyn’in tarihsel kimliğinin ipuçlarının da Tevrat metinlerinde ve İsrailoğulları kültüründe aranmaya başlanması en doğru metod olacaktır.” (Sayfa 43)

Neden soruyorlar?

“Ehli Kitap ve Ehli Kitap ile beraber karşı tutum alan Mekke’li müşrikler; Resulullah’ın Zülkarneyn hakkındaki bilgisini sınamaya, O’nu sordukları sorular yoluyla sıkıştırarak; mevcut bilgisini polemik konusu yapmaya ve daha ileri giderek bu bilgileri, Tevrat ve İncil’den devşirdiğini iddia ederek onu “Kulak” “Aslı olamayan peygamber” olarak niteleme amacıyla hareket ettikleri kanaatindeyiz” ( Sayfa 65)

Halbuki Ehli Kitap’ın kendisine yüklenilen Isr yükünden (Al-i İmran 81) ve Tasdik olgusundan dolayı Allah’ın vahiylerinde benzerlik olması gerekmektedir (Bknz. Kur’an’da Tasdik Kavramı).

Tevrat’ta Zülkarneyn

Kur’an’da yer alan bazı kıssaların detaylandırılması konusunda yukarıda verilen Ahit Sandığı örneği dışında Süleyman A.S.’ın cinleri, Yakub kıssasındaki çocuklarının biyografisi, olayın geçtiği coğrafya vs. gibi konularda Tevrat metinlerinden faydalanılabilir. Kelime anlamıyla Çiftboynuzlu demek olan Zülkarneyn’e ulaşmak için içinde boynuz kelimesi geçen Tevrat ayetlerine bakılabilir.

Daniel kitabının çeşitli bab’larında Daniel peygamber rüyasında boynuzlu bir koç görür (Tevrat\Daniel 8, 3-9). 20-23. bab arasında “Gördüğün iki boynuzlu koç Med ve Pers krallarını simgeler” deniyor.

Ezra kitaplarının çeşitli bablarında yahudi olmayan Pers kralları olan Koreş ve Ahaşveroş’ın “…isimleri, yönettikleri ülkelerin adları ve İsrailoğulları ile yaşadıkları olumlu ve olumsuz olaylar, detayları ile kıssa edilmektedir…. Tevrat’taki bu anlatımlarda Pers kralı Koreş’in, Babil’e sürülen İsrailoğullarını tekrar eski yurtları Kenan’a yolladığı anlatılmaktadır. Bu, İsrailoğulları açısından çok önemli bir olaydır. ” (Sayfa 84)

Ezra, 1’in ilk bablarında, Koreş’in “…Göklerin Tanrı Rab yeryüzünün…” ifadesinden onun monoteist inançlı bir kral olduğu; hatta “…Kudüs’de (…) kendisi için bir tapınak (Süleyman mabedi) yapmakla görevlendirdi ifadesinden de İsrailoğulları tanrısına kulluk ettiği anlaşılmaktadır. Ezra 5’in 14. bab’ında Koreş’in Yahudilerin çok değer verdiği; Süleyman mabedindeki kutsal eşyalara ait hazineleri, Babil’de buldurtup Yahudilere iade ettiğini görüyoruz. Koreş inançlı bir insan olmasa İsrailoğulları\Yahudi halkına bu iyilikleri yapmazdı diye düşünmek zorundayız.

Koreş’ten sonra tahta geçen Ahaşveroş ve ondan sonra yerine geçen Darius’ta inançlı krallardır ve Tevrat’ta iyiliklerinden bahsedilir (Ezra 7, 8-13, Daniel 6, 26-28) Kral Koreş döneminde yeniden yapımına başlanıp, yarım kalan Süleyman mabedi Kral Darius döneminde tamamlandı (Ezra 1, 1-3, Ezra 5, 1-2).

“Bölgede keşfedilen arkeolojik kalıntıların incelemelerinde, yukarda geçen Med ve Pers kralları, özellikle Koreş’in; figür ve heykellerinde boynuzlu taçlar giymiş olarak resmedildiği gözlemlenmiştir. …Heykel antik İran başkenti İstahr’dan elli mil kadar uzakta, Morgab nehrinin kıyısında bir yerde dikili olarak bulunmuştu. … Daniel peygamberin rüyasında gördüğü iki boynuzlu koç, normal koçlar gibi değildi (Daniel 8, 3-9). Boynuzlardan biri geriye doğru kıvrılmıştı. Koreş heykelindeki boynuzların da aynı şekilde olduğunu görmekteyiz.” (Sayfa 88-89)

“Zülkarneyn ile ilgili ifadelere rastladığımız Tevrat’ta anlatılan coğrafyalar; Mısır, Filistin, Güneydoğu Anadolu, Suriye, İran, Lübnan topraklarını içine alan bölgeyi kapsadığına göre; tarihi kaynakların İran’da, iki ayrı; Med ve Pers krallıklarına hakim olarak her iki krallığı birleştirip, İran, Mezopotamya, Kafkaslar ve Anadolu toprakları gibi geniş bir coğrafya üzerinde hüküm sürdüğüne inanılan, Koreş, Ahaşveroş ve Darius adlı kralların sonuncusu olan, Med ve Pers imparatorluğu kralları Koreş veya Darius’un özellikle de Darius’un Zülkarneyn olması, eldeki verilen nezdinde makul gözükmektedir.

Zülkarneyn Resul müdür?

Kur’an’da anlatılan Zülkarneyn’in vasıflarından Resullerle benzeşen özellikleri olduğu görülmektedir. Salih amele davet etmesi (Kehf 88), yaptığı işe karşılık istememesi (Kehf 9495) gibi sebeplerden Resul olduğu iddia edilmiştir.

Fakat Zülkarneyn’in diğer resuller gibi resulluğünü ilan-Allah’a kulluğa davet ettiği, tebliğinde ısrarlı olduğu, inkarcılar tarafından tehdit edilen biri olduğu görülmüyor. Zülkarneyn’e teklif edilen ücret ise tebliğ faaliyeti için değil sed yapımı içindir. Dolayısıyla Zülkarneyn’in ücreti reddetmesi ile resullerin yaptıkları tebliğ karşılığı ücret istememesi arasında bir fark vardır. Zülkarneyn’in bu tavrı Tevbe suresin 60. ayetinde belirtilen zekatı hatırlatmaktadır. Ayrıca Kehf suresinin 84. ayetinde Zülkarneyn’e öğretilen ..””sebeb”in geniş anlamda akıl, ilim, irade, kuvvet, kudret, imkan gibi amaca ulaşmayı mümkün kılan her şeyi kapsadığını söylemek mümkündür.” (Sayfa 137)

Zülkarneyn’in önemli bir özelliği de kan dökmeyen bir yönetici olmasıdır. Ye’cüc ve Me’cüc üzerine gidebilecekken sed yaparak onları durduğunu ve Kur’an’ın savaşmayı en son çare görme tercihini yansattığını görüyoruz.

Ye’cüc ve Me’cüc

“Kanaatimiz şudur ki; Ye’cüc Me’cüc kelimeleri, Ehl-i Kitap ilahiyatındaki Gog Magog kelimelerinin süreç içerisindeki Arapçalaşmış şeklidir. Yani Ye’cüc Me’cüc kelimeleri, orijinal arapça olmayan kelimelerdir. Arapça belirgin bir anlamının olması da mümkün gözükmemektedir.” (Sayfa 175)

“Kur’an’ın verdiği coğrafya tarifinden (İki dağın arası) hareketle müfessirler, Ye’cüc Me’cüc’ün yaşadığı bu tarife uyan topografyayı; Arabistan yarımadasının kuzeyinde yer alan engebeli, yoğun dağlık fiziki yapıya sahip Kafkasya, Ural ve Hazar bölgesi ve etrafında, bugünkü ön Asya, Avrasya, Kafkasya olarak adlandırılan bölgede aramışlardır.” (Sayfa 176) Son yıllarda kalıntılar üzerinde yapılan araştırmalarda Zülkarneyn seddinin Kafkasya’daki Daryal veya Derbent geçitlerinde inşa edildiği kanaatine varmışlardır.

Hezekiel 37, 18, Hezekiel 39, 6, Hezekiel 38, 3, Yeremya 5, 15-17, İncil\Vahiy 20, 7-8’de… “geçen anlatımlarda; Gog ve Magog denilen kavim veya kavimlerin inkarcı, saldırgan, savaşçı yapısına temas etmektedir ki bu anlatımlar Kur’an’ı Kerim’de yer alan Ye’cüc ve Me’cüc’ün niteliklerine uymaktadır.” (Sayfa 187)

Zülkarneyn kıssası dışında Ye’cüc Me’cüc’ün adı Enbiya suresinin 96. ayetinde de geçer. “Kanaatimizce saldırganlıkları, fesat çıkartmaları, laf anlamazlıkları, uyuşmaz özellikleri sebebiyle, Zülkarneyn kıssasında ve Enbuya suresinde anlatılan her iki topluluk da Ye’cüc ve Me’cüc ismi ile adlandırılmıştır” (Sayfa 198)

“Geçmişte yaşadıkları ve gelecekte ortaya çıkacaklarına dair Kur’an’da yer alan bilgiden hareketle Ye’cüc ve Me’cüc’ün yaşadıkları yerden çıkarak dünyaya yayılıp çevrelerine zarar veren, her yeri yakıp yıkan topluluklar olduğunu, tarihte geçtiği gibi gelecekte de bu niteliği taşıyan toplulukların ortaya çıkacağını söylemek isabetli görünmektedir.” (Sayfa 200)

“Dolayısıyla Kıyamet vakti geldiğinde; Enbiya suresi 96. ayetinde anlatılan Ye’cüc ve Me’cüc vasıflı kavim\toplum; geçmiştiği yaşadığı Kehf Suresi’nde beyan edilen Ye’cüc ve Me’cüc kavmine benzer fesat, zulüm ve saldırganlığı nedeniyle; Kıyamet’in karışıklığını oluşturacak ve ayetin pratiği! o zaman veya dönemde gerçekleşmiş olacaktır!” (Sayfa 201)

Ayrıca “…Kanaatimize göre Allah, Enbiya suresi 96. ayetinde yer alan, Ye’cüc ve Me’cüc örneği ile Yahudiler ve Hristiyanların ortak inançları olan Kıyamet öncesi Armageddon Savaşçıları Gog ve Magog inanışına atıfta bulunarak; bin yıl şeytanın bağlandıktan sonra Gog ve Magog’u kandırarak Kıyamet savaşlarını başlatacağı ve bilahare Hazreti İsa’nın yeryüzüne dönerek 1000 yıllık Tanrı Krallığını kuracağını ancak bu süre sonunda Kıyamet’in olacağı şeklindeki Hristiyan inancının yıkmaktadır.” (Sayfa 204)

Cengiz Duman – Kur’an Perspektifinden Zülkarneyn ve Ye’cüc – Me’cüc (Süleymaniye Vakfı Yayınları, 2015) kitabından derlenmiştir.